Hodgkin Dışı Lenfomalar

 

 

 

Hodgkin dışı Lenfomalar

Hodgkin dışı lenfomalar lenfoid hücrelerin çeşitli geçiş devrelerinde olgunlaşırken bu basamaklarda kanserojen gelişimlere sebep olabilir.Bu tip kanser çok geniş bir grubu bünyesinde toplar.Histopotoloji ,genetik,moleküler ve biyolojik özellikler, immünolojik değişiklikler ve klinik seyir açısından çok çeşitlilik gösterebilir.Bundan dolayı da patologlar bu karışık sistemi dört değişik değerlendirmede ,sınıflandırmada kullanmışlardır.1945'lerden sonra ikinci cihan savaşından sonra her yıl %4 artarak, ABD'de yılda 60-70 bin olguya ulaşmıştır.ABD'de 25bin kişi HDL nedeniyle kaybedilmektedir.HDL tüm kanser ölümlerinin %4 'ünü oluşturur.HDL'nin bu artan yükselişi çevresel faktörlere ve karsinojenlere bağlanmıştır.Kauçuk ,aspest,arsenik ile teması gerektiren çalışanlarda kimyagerlerde ve iyonize radyasyona maruz kalanlarda örneğin çiftçilerde ayrıca son zamanlarda artan pestisitlerin aşırı kullanılması da etkilidir. ABD 'de 50 bin böcek ilacı kullanılmaktadır yine tarım ilaçları gıdalara katılan nitritler ,raf ömrü olan bütün gıdalara katılan katkı maddeleri,fast food kullanan çocuklarda görülme sıklığının 3 kat fazla olması bunlarda çevre, hava, su, toprağın hızla kirletilmesi bu yükselişin ana sebeplerindendir.HTLV-1 virüsü güney japonya ve filipin gibi ülkelerde T hücreli lenfomalardan sorumlu tutulmuştur.Gene BURKİTT lenfomadan sorumlu epstein-bar virüsü ümmin yetersizliği olacağından HDL oluştuğu gösterilmiştir.AIDS'li hastalarda lenfoma sık görülür.Organ transplantasyonunda ve oto ümmin hastalıklarda HDL sık görülebilir.Mide lenfomalarında helico bacteriplori sebeplerindendir.Bazı lenfomalarda genetik bozukluklarda gözlenebilir.Genellikle lenfomalar T-B hücreli olarak ana grupta incelenmektedir.Bunların yavaş seyirli,agresif ve çok agresif olarak 3 gruba ayrılarak incelenmiştir.Hastalarda en öenmli belirti lenf bezlerinin ortaya çıkmasıdır.Lenf bezleri ağrısız ve lastik kıvamındadır.Bunun dışında lenf bezleri , boğazda waldiyer halkasında ve bağırsak sisteminde birlikte tutulabilir.Ateş ve terleme ,kilo kaybı b semptomları olarak alınır genellikle hızlı ilerleyen lenfomalarda görülür.Lenfomalarda kemik iliği tutulumu da çok yüksektir.Bunun dışında akciğerlerde her iki akciğer ortasında bulunan boşlukta mediasten dediğimiz bölgede lenf bezlerine bağlı olarak kitleler bası oluşturarak venakava superior sendromu olarak ortaya çıkabilir, hastada nefes darlığı ,kafada ödem,pelerin tarzında ödem,acil tedaviyi gerektirir.Karındaki lenfomalarda ise bağırsak tıkanmasına bağlı klinik tablolarda görülebilir.Bunun dışında lenfomanın tipine göre kadın yumurtalıkları, erkek yumurtalıkları ,cilt tutulumu,bir tip olan MALT lenfomalarda; mide, tiroit ,parotiz bezi ve akciğer gibi tutulumlarda gösterebilir.Hastalarda labaratuvar olarak kan tablosu ön planda bakılır, nötrofillerin düşmesi,lenfositlerin düşmesi gibi esas kansızlık lenfomalarda en sık rastlanan tablodur.Laktat ve dehidrogenez LDH hastalığın evresiyle paralellik gösteren iyi bir göstergedir ve aynı zamanda hastanın prognozunu gösteren değerli bir markırdır.Ürik asitte, tümör yıkımını göstermesi bakımından önemlidir.Karaciğer fonksiyon testleri özellikle sık sık bilirubin bakılması yine böbrekte üre ve kreatinin kontrol edilmesi tümörün tuttuğu yer bakımından önemlidir.Bunların dışında sedimentasyon hızı ferritin ve bakır düzeyi beta 2 mikroglobinin, fibrinojen aktiviteyi gösteren diğer belirteçlerdir. Tanıda doku örneklenmesi çok önemlidir.Ele gelen lenf bezi varsa en büyük olanı çıkarılmalıdır veya trukat biyopsi yapılmalı ve doku örneği fazla miktarda olmalıdır ancak lenf bezi elimize gelmiyorsa laparoskopi,mediastinoskopi,endoskopi,kemik iliği biyopsisi ve karaciğer biyopsileri denenebilecek girişimlerdir.Pet tarama evrenin belirlenmesinde en önemli sistemdir ancak pet yapılamıyorsa bt, mr ,kemik sintigrafisi ve diğer yan tetkiklere bakılabilir.Merkezi sinir sistemi tutulumunda şüphe varsa buradan da analiz yapılabilir.Akciğer ve batındaki asitten de histopotolojik yaklaşım denenebilir.Klinik gidiş,histopotolojik moleküler genetik özelliklere göre çeşitlilik gösterir.Bunları histopotolojik tipe özgü olarak küçük lenfositik lenfomalar foliküler lenfomalar,marjinal zone lenfomalar,malt omalar çeşitlendirilebilir.Yüksek gratlı agresif lenfomalardan mental lenfomalar, diffüz büyük hücreli lenfomalar, primer mediastenel büyük hücreli lenfomalar gibi sıralamalara girebiliriz.T hücreli lenfomalarda erişkin T hücreli lenfomalar,anaplastik büyük hücreli lenfomalar,anjiyo ümminoblastik T hücreli lenfoma gibi hücreli lenfomalar klinik patolojik gruplarının içinde değerlendirilebilir.Olguların %15 erken evrede yakalanır erken devrede tutulan bölge yalnız ışınlanır radyoterapi yapılır,bu devrede doktor yavaş seyirli olanlarda kemoterapi ilavesini düşünmelidir,gene yavaş seyirli olanlarda evre 3 veya 4' lerde hastalık doğal seyirine bırakıldığı gibi tedavisiz takip edileceği gibi agresif olamayan kemoterapi kullanılabilir.Hedefe yönelik olan ilaçlardan olan rituksimab, anti CD 20 antikoru(+)olanlarda bu ilaç kullanılabilir.Hastalarda en etkili senelerce kullanılan tedavi chop'tur, bu olgularda objektif %80 cevap sağlar buna CD20(+)rituksimab ilavesi ile sonuçlar çok daha iyidir. Bu yeni hedefe yönelik ilacın ilavesi yaşam süresini uzatması, kür ilave edilmesi bakımından ve foliküler lenfomaların doğal seyrini değiştirmesi bakımından önem sağlar pek çok deneysel yaklaşımlar vardır, nüks eden vakalarda yüksek doz kemoterapi, allojenic ve otolog kök hücre transplantasyonu düşünülebilir.Bunun dışında hastada nüks olduğu takdirde başka kemoterapi protokolleri de devreye girer bunların içinde örnegin m-bacor daha ağır kombinasyonlarla devreye girebilir,ayrıca primer beyin lenfomaları da vardır çok nadir görülür.Bunlarda radyoterapi gerekirse kemoterapi uygulanmalıdır.Primer deri lenfomalarda en çok görülen mikozis fungoides genellikle sessiz başlar, kronik dermatitlerle karışabilir erken devrelerde kortikositroid pomadlar lokal olarak nitrojen mustard yüzeyel radyoterapi cihazlarıyla ışınlama, puva bir ultraviole çeşididir.Retinoidler yararlı olabilir. İnterferon da hastalarda remisyon sağlayabilir ancak burada gen chop kombibnasyonu ileri evrelerde seçilebilicek en iyi tedavilerdendir.Çocukluk çağında hdl lenfomaların%30 lenfoblastik lenfoma oluşturur.Akut lenfoblastik lösemi ile klinik tablo oluşturur. Ayırıcı tanı yapıldıktan sonra gerekirse lösemi gibi tedavi edilmelidir.Bu çok karışık tablo olan hdl b ve t hücreli lenfomaların ve diğer lenfomaların değerlendirilmesi çok iyi yapılmalı ancak birçok çalışmada da değerlendirmeler foliküler ve diffüz olarak yapılmalıdır.Lenfomalarda görüldüğü gibi ümminolojik bir defekt ön plandadır.Bunlarda büyük bir ateşli hastalık geçirilmesi, sık gribal enfeksiyonlar ve evvelce anlattığımız toksik gıdalara kronik olarak maruz kalınması, hastanın gerek korunmak ve gerek kemoterapi esnasında ve sonrasında çok iyi beslenmesini gerektirmektedir.  

Kanserde beslenme ve ek destek tedavilerle ilgili  pek çok spekülasyon ve suistimallerle karşılaşıldığından, Lenfoma'da beslenme ve destek tedaviler konusunda detaylı bilgiye ulaşılması için  4444844 numaralı telefondan irtibata geçebilirsiniz. 

 

 

 

  • E-Bülten

  • Hava Durumu

  • Döviz

    1 $ = 2,14 TL
    1 € = 2,87 TL
    417665 Ziyaretçi