Mide Kanseri

 

MİDE KANSERLERİ

 

Mide kanserleri dünyada kansere bağlı ölümlerde ilk sıralarda yer almaktadır. İstatistiksel verilerde ABD'de kansere bağlı ölümlerde yemek alışkanlıklarının olumlu yönde gelişmesi ve çevresel faktörlerin düzelmesiyle 7. sıraya düsmüştür. Yıllık 23000 civarında yeni vaka, 12000 civarında ölüm olmaktadır. Japonya, Güney Amerika, Doğu Avrupa‘da bu oran yüzbin kişide 30 ile 85kişi iken; ABD, İsrail gibi ülkelerde yüzbinde 4 ila 8 arasında değişmektedir. Dünyada mide kanserinin en çok görüldüğü ülke olan Japonya‘da mide kanserine bağlı ölüm oranları gerek erken tarama gerekse halkın bu konuda duyarlı olması sebebiyle erken tanıya bağlı olarak çok azalmıştır.

Tuzlu, tüsülenmiş yiyeceklerin Japonların beslenme alışkanlıklarından dolayı Japonya‘da mide kanserinin yüksekliği buna bağlanmıştır. Son zamanlarda en önemli gelişme yemek borusunun alt bölümünde mide adeno karsinomlarının daha çok görülmesidir. Bu da yüksek kalori tüketimiyle açıklanmaktadır.

Kanserin sebeplerinde pek çok nedenler vardır: Beslenmeyle ilgili olarak yüksek tuz tüketimi, özellikle helicobacter pylori enfeksiyon ile birlikte atrofik gastrit yaparak etkili olmaktadır. Katkı maddeleri olan bütün gıdalarda nitrat alımı (konserveler sucuk salam sosis vs..) nitrat alımı mide hücreleri üzerinde metaplazi yani (atipi) yapmaktadır. Diyetteki A ve C vitaminin düşük olması tüsülenmiş ve tuza yatırılmış olması, soğutma olanaklarının eksikliği, kalitesiz içme suyu, özellikle arseniğin yüksek olması, ekonomik gelirin düşüklüğü ve en başta sigara tüketiminin fazla oluşu en önemli etkenlerdir.

Ayrıca kömür ve kauçuk işçilerinde, petro kimya endüstrisinde çalışanlarda kanser riski yüksektir. Mide kanserleri arasında en basta pylori pernesiyöz anemi a ve k grubu aile öyküsü genetik olarak kolon kanseri sayılabilir. Genetik yüzde 8-10 arasında etkili olduğu görülmektedir. Gene pylori enfeksiyonu mide kanserini 5-7 kat arttırır. Genellikle patolojisi adeno ca tipidir. Burada son zamanlarda en önemli buluş meme kanserlerinde tespit edilen HER-2’nin mide kanserlerinin bazı tiplerinde de HER-2 pozitifliğine rastlanmasıdır. Bu buluş mide kanseri tedavisinde bu küçük grupta yeni bir tedavi ufku açmıştır. Çünkü burada herceptin denen ilaç devreye girmekte, tedavide çok daha başarılı sonuçlar vermektedir. Hastalık 60 yaş civarında görülür. Ancak burada şunu söylemek gerekir ki, dünyada mide kanseri azalırken yurdumuzda mide kanseri bundan 10 sene öncesine nazaran istatistiksel olarak büyük oranda artmıştır. Eskiden Doğu Anadolu’da koyu çay, sigara ve tuzlanmış et yenmesine bağlı olarak bu bölgelerde diğer yerlere nazaran çok daha fazla görülürken şimdi artık bölgesel olmaktan çıkmış Türkiye’de Trakya, Karadeniz dahil bütün bölgelerde mide kanseri oranı dünya istatistiklerini geçmiştir.

Aynı zamanda 60 yaş civarında görülmekte iken artık bu yaş ortalaması çok daha genç yaşlara inmiştir. 30 yaşın altında bile mide kanserlerine rastlamaktayız. Bunu da beslenme alışkanlıklarımızın değişmesi, fazla kırmızı et tüketimi, fast-food, sigara içiminde artış, alkol, raf ömrü uzun olan bütün gıdaların (bunlar nitrit içerirler) çok tüketilmesi, suda bulunan arsenik oranının tam olarak kontrol edilmemesi, zirai ilaçların bilinçsizce kullanılması, organik gıdaların yurdumuzda gittikçe tükenmesi, defalarca kızartılmış yağlarda kızartmalar yapılması, pek çok kimyasalların mutfaklarımızda deterjan olarak kullanılması, yanmış yağların gıdalarda kullanılması vs. mide kanserinde artışın sebepleridir.

 

Hastalarda klinikte genellikle semptomlar;

Kilo kaybı

İştahsızlık

Karında dolgunluk hissi

Halsizlik

Bele vuran ağrılar

Hazımsızlık

Tümörün tutulduğu yere bağlı olarak yutma zorluğu

Şiddetli, inatçı kusmalarla ortaya çıkabilir. Ancak hasta bunlarla oyalanarak doktora gitmeyerek veya gittiği doktor endoskopi veya bilgisayarlı tomografi ve tetkiklere girmeden bir mide gastriti gibi verdiği ilaçlarla hasta zaman kaybederek geç evrede ortaya çıkmakta ve ondan dolayı da tedavisi büyük zorluklarla geçmektedir.

Kadınlarda; yumurtalık kanseri gibi ilk bakışta bazen ortaya çıkan tümörler mide kanserini yumurtalıklar üzerine metastazından dolayı krunkenberg tümörü olarak adlandırdığımız şekilde karşımıza çıkabilir. Bu mide kanserinin bir yansımasıdır.

Klinik tarama en iyi Japonya’dadır. Taramalarda kontrastlı radyografi ya da endoskopinin erken evre mide kanserini yakalama açısından hassasiyeti çok yüksektir. Bu da cerrahi olarak yüksek bir tedavi şansı ortaya çıkartır. Erken tanıdan dolayı Japonya’da kanserden kurtulma şansı yüksektir. Bu arada CEA (karsino embriyonik antijen), hastaların 3’te birinde yüksek görünür.

TEDAVİ:

Erken evre mide kanseri cerrahi olarak tam iyileşme ile sonlanabilir. Burada tam olarak midenin çıkarılması veya bir kısmının çıkarılması en az 15 lenf düğümünün çıkarılması genellikle prensiptir. Evre 1-2-3’te standart tedavi budur.

Burada en önemli şey omentegtomi dediğimiz mide cerrahlarının da peritomi(mide zarı) çıkartmalarıdır. Bu genellikle her cerrah tarafından yapılmamaktadır. Bu da eksik bir cerrahi yaklaşım olarak görülür.

Adjuvan tedavi (ilaç tedavisi) primer (ana) tümör çıkarıldıktan sonra var olduğu teorik olarak kabul edilen mikro metastazlara yönelik tedaviye denir. Bu da ileri evrelere kadar cerrahinin arkasından hemen başlanmalıdır. Bu tedavi adjuvan, radyoterapi ve kemoterapi ile birlikte yapılabilir.

Radyoterapinin ilavesi bazı çalışmalarda faydalı olduğunu göstermektedir. Bu hastaların yüzde 60’ı beş yıl içinde nüksetmektedir. Metastazik hastalarda sağ kalım 3-6 ay olmasına rağmen, tedavi kemoterapi, radyoterapi ve destek tedavilerin eklenmesiyle bu süre bir senenin üzerine çıkabilmekte, çok düşük oranda da şifa elde edilebilmektedir. Özellikle her iki pozitif vakalarda ise yeni kemoterapi ilaçlarının eklenmesi ile iyileşme şansı bu tip hastalarda artmıştır.

Pek çok ilaç rejimi kullanılmıştır. Sisplatin, fluourasin, doksorubisin, mitomisin c ,etoposid, eloksatin, xeloda, uft, dosetaksel sisplatin uygulanması da iyi sonuçlar vermekte ve etopositte kullanılabilecek ilaçlar arasına girebilmektedır. Ayrıca HER-2 pozitiflerde herseptin başarılı sonuçlar vermektedir.

Takipte ilk 2 yıl üç ayda bir, fizik muayene, biyokimyasal tetkikler, ultrasonografi, gerekirse bilgisayarlı tomografi, 6-12 ayda bir akciğer grafisi, endoskopi, ayrıca endoskopik ultrasonografi belirli periyotlarda yapılmalıdır. Mide ameliyatı geçiren hastalarda B12 vitamini ve demir desteği ömür boyu uygulanmalıdır.

 

BESLENME:

Bu hastalarda genellikle küçük porsiyonlarda 7-8 öğün gıda takviyesi önerilir. Mide kanserlerinde en önemli faktör hastada kaşeksi ve büyük bir kilo kaybıdır. Gıdaların bağırsaklara hızlı geçimiyle abdominal kramplar,ishal,yutma zorluğu, mide ağrısı, ateşlenme ve baş dönmesi gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu hastada sıkıntıya ve hastanın yaşam kalitesinin düşmesine sebep olur. Buna da dumping sendromu denir. Bu problemi çözmek için besinsel değişik yaklaşımlar önemlidir.

Düşük karbonhidrat içerikli küçük ve sık öğünlerle katı ve sıvı alımının ayrılmasına yardımcı olunmalıdır.

Düşük glisemik yüklü besinler önerilir.

Yüksek şekerli gıdalar hastaya kesinlikle sınırlandırılmalı, lif içeren gıdalar tavsiye edilmeli, süt ürünleri azaltılmalıdır.

Dumping sendromu böyle azaltılır:

Küçük ve sık öğünler

Düşük şeker yükü içeren besinler

Lif takviyesi 

Kanserde beslenme ve ek destek tedavilerle ilgili  pek çok spekülasyon ve suistimallerle karşılaşıldığından, mide kanserinde beslenme ve destek tedaviler konusunda detaylı bilgiye ulaşılması için  4444844 numaralı telefondan irtibata geçebilirsiniz. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • E-Bülten

  • Hava Durumu

  • Döviz

    1 $ = 2,28 TL
    1 € = 2,88 TL
    443685 Ziyaretçi